Chrysa
CHRYSA FARKI


İnsektisitler kendimizi ve besin kaynaklarımızı zararlılardan korudukları için önemli ve faydalıdırlar.
Fakat bilinçsizce kullanıldıklarında tehlikelidirler ve telafisi mümkün olmayan zararlar verebilirler. İnsektisitlerde asıl tehlikeli olan onların yan etkileridir.
Yan etkileri olmayan haşere ilaçları soğukkanlı haşerelere karşı etkilidirler, bilinçli kullanıldıklarında sıcakkanlılara, mikroorganizmalara ve çevreye tehlike yaratmazlar.

İlaç imalatçıları insektisit etken maddelerini çözmek için solventler ve emülgatörler kullanırlar.
Türkiyede çözücü olarak genellikle Ksilen (Xylen) kullanılmaktadır.

Çok güçlü çözücü özelliğe sahip ve tehlikeli bir solvent olan Ksilen aynı zamanda etken maddenin molekül bağlarını da çözerek kristal yapılarını değiştiriyor ve dolayısıyle Etken maddenin özelliği değişiyor, insektisit etkisi zayıflıyor ve toksik hale geliyor. Burada formulasyonda toksik bir yan etki oluşuyor. Fakat bu yan etkide aynı zamanda haşereleri öldürdüğünden hem Üreticiler ve hemde Tüketiciler ilaçtan memnun kalıyorlar.

Bazı insektisit imalatçıları, toksik hale gelen ve insektisit etkisi zayıflayan ilacın, biyolojik insektisit etkisinden tamamen vazgeçip, haşereleri öldürme etkisini (toksisitesini) arttırmak için ilacın formülüne PBO (Piperonyl Butoxid) ilave ederler. PBO nun herhangi bir insektisit etkisi olmamasına rağmen, ilaçların düşürme (knock down) etkisini (toksisitesini) arttırmaktadır.
 
Toksik yan etkisi olan ve olmayan 2 ilacı birbirinden ayırdetmek maalesef kolay değildir.
Mevzuat gereği tüm haşere ilaçlarının etiketinde aynı veya benzer tehlike işaretleri, uyarılar ve ilaçların LD50 değerleri bulunmaktadır. LD 50 değeri, bir ilacın toksisitesini, kısaca yüzde 50 oranında ölüm riskini belirler.
Örnek; LD50 değeri 100 mg/kg olan bir ilaçtan, vücut ağırlığı 70 kg olan bir insan 70kg x 100 mg = 7000 mg, içerse ölüm ihtimali %50 dir.

İlaçların etiketlerinde yazılan LD50 değerleri o ilacın kendi LD50 değeri değildir. Bu değer o ilacın içindeki saf etken maddenin LD50 değeridir ve ilacın içerisindeki etken maddenin miktarı dahi dikkate alınmamaktadır.

Toksik ilaçlar haşereleri anında düşürür. Bu ilaçlar kontakt tesirlidirler, sadece haşereleri değil, faydalı mikroorganizları da yok eder ve dokundukları tüm canlılara zarar verirler. Toksik haşere ilaçları, haşerelerle sadece bireysel mücadele için kullanılabilirler. Uzaklaştırıcı, caydırıcı etkileri yoktur ve haşere sorununu kalıcı olarak çözemezler. İlaçlama yapıldıktan bir süre sonra yeni haşereler tekrar o alana akın eder.

Biyolojik etkili ilaçlar haşereleri anında yok etmez, haşerenin sinir sistemini etkileyerek yavaş ama kesin öldürür ve yeni haşerelerin de o alana gelmesini uzun süre önlerler.
Haşereler soğukkanlıdırlar, yani kan dolaşımları yoktur. Gövdelerinde trake adı verilen minik deliklerin hemen girişinde bulunan sinir uçları ile nefes alarak yaşamlarını sürdürürler. Sinir sistemleri tam çalı
şmadığında nefes alamazlar ve kısa sürede ölürler. İşte soludukları havada onların sinir uçlarını etkileyerek sinirlerinin çalışmasını önleyen bir etken madde (insektisit) zerresi dahi onların kısa sürede ölmesine yeter, daha fazlasına gerek yoktur. Bazı haşereler hassas sinir uçları sayesinde uzaktan dahi bir insektisit maddeyi algılar ve o bölgeye yaklaşmazlar (Repellent etki).

Biyolojik insektisit etkisi yüksek ilaçlar sıcakkanlılara ve mikroorganizmalara zarar vermeden, uygulama alanındaki haşereleri yok eder ve yeni zararlıların uygulama alanına uzun süre yaklaşmasını önleyerek, haşere sorununu kalıcı olarak çözebilme özelliğine sahiptirler.

Yüksek dozlarda ve değişik etken maddeler kullanarak yeni ilaçlar üretmek haşere sorununu çözmek yerine, sorunun daha da büyümesine neden olmakta ve kısır döngü oluşturmaktadır. Doğamızın kanunu gereği her canlı soyunu sürdürme içgüdüsüne sahiptir ve soyunun tükenmemesi için tehlike ile karşı karşıya kaldığında, olağanüstü bir efor ile çoğalmaya çalışırlar. Dolayısıyle haşereler de doğal, biyolojik olmayan ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarında, soyunu sürdürme içgüdüsüyle normalden çok daha fazla yumurta bırakırlar ve toksik ilaçlara karşı bağışıklık kazanırlar.

Ayrıca biyolojik etkisi olmayan toksik ilaçlar tüm haşerelere karşı etkili olmadığı için, hemen her haşere türü için ayrı toksisitede çeşitli ilaçlar üretilmektedirler.
Örneğin, sivrisinekleri öldüren toksisiteye sahip bir haşere ilacı daha dirençli olan karasinekleri öldürmediği gibi onların çoğalmalarına neden olur ve üstelik karasineklerde bağışıklık oluşturur. Karasinekler için üretilen ilaçlar daha dirençli olan haşerelerde mesela hamamböceğinde bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve çok çabuk üremelerine neden olurlar.

Biyolojik insektisit etkiye sahip ilaçların kullanımı da diğer toksik ilaçlardan farklıdır:
Biyolojik insektisit ve repellent etkilii su bazlı ilaçlar haşerelere doğrudan sıkılmaktan ziyade, haserelerin bulunabilecegi, konabilecegi veya geçebileceği açık ve kapalı alanlara uygulanırlar.
Böyle bir uygulama sonrasında o alanlardaki haşereler kısa sürede telef olurlar, o alana giren yeni haşerelerde bir süre sonra yok olurlar. Normal durumlarda tek bir uygulama yeterlidir. Çok sorunlu alanlarda uygulamanın başlangıçta birkaç kez tekrarlanması gerekebilir. Sonrasında yılda 1-2 kez ilaçlamak yeterlidir.
Yeni nesil, biyolojik etkili su bazlı ilaçlar, haşereleri toksik ilaçlar gibi anında öldürmezler. Bu ilaçlar haşerelerin sinir sistemini etkilediklerinden, haşerelerin cinsine göre ölüm süresi birkaç dakika ile birkaç saate kadar sürebilir. Bu süre zarfında haşereler o alandan kaçmaya çalışırlar.
Biyolojik etkili ilaçların özelliklerini ve farkını bilmeyen veya ilk defa kullanan bazı tüketiciler, haşerenin anında ölmediğini gördüklerinde, ilacın etkisiz olduğunu düşünerek yanılgıya düşebilirler.
Larvasitler:
Piyasadaki yüzlerce haşere ilacı yetmiyormuş gibi larvalar için özel haşere ilaçları, yani larvasitler üretilmektedir. Halbuki larvalar da birer haşeredirler.
Buradan da açıkça anlaşılıyor ki, birçok haşere ilacı biyolojik etkiden yoksun olup, sadece toksik etkiye sahiptir. Bu nedenle yetişkin bir haşereyi öldüren ilaç larvalarını öldürememekte, larvalar için ayrıca larvasitler üretilmektedir. Halbuki trake solunumu yapan tüm haşerelerin biyolojik yapıları aynı olup sinir sistemlerinin çalışmaması durumunda yaşamlarını sürdüremezler. Biyolojik etkiye sahip, yani haşerelerin sinir sistemini etkileyen bir haşere ilacı tüm haşereleri öldürebilir. Daha basit ve açık bir deyimle binlerce insektisit, akarisit, larvasit vs. lere gerek yoktur. Bunlar ticari zihniyetin ürünleridirler. Tüm haşere sorunlarını çözmek için yüksek biyolojik etkiye sahip bir haşere ilacı tek başına yeterlidir.
Haşereleri bireysel olarak teker, teker öldürmek ve haşere sorununu çözmek farl
ı şeylerdir.

Haşereleri bireysel olarak öldürebilen her ilaç, haşere sorununu çözebilen bir ilaç değildir.
Örneğin: Bir hastalığın nedenini bularak tedavi etmek başka şey, nedeni bilinmeyen bir hastalığın semtomlarını tedavi etmek başka şeydir.

Şayet mevcut uygulamalar etkili olmuş olsaydı, ne haşereler ne de haşere ilaçları bu kadar çoğalmazlardı.
Herhangi bir haşereyi değişik yöntem ve maddelerle öldürmek mümkündür. Bir haşereyi her gün kullandığımız bir saç spreyi ile de öldürebiliriz. Yani saç spreyin içerisine biraz insektisit madde ilave ederek haşere ilacı olarak önerebilir miyiz? Maalesef evet!

Haşereler, sağlığımıza ve besin maddelerimize zarar verdiğinden bizim için birer zararlıdırlar.
Fakat dünyamızın ekolojik dengesini sağladıkları için de son derece faydalıdırlar.
Haşerelerin dünyamızdan tamamen yok olması insanların da dünyadan 5 yıl içerisinde yok olması demektir. Haşereler olmadan insanlar ancak 4-5 yıl hayatta kalabilirler.
Haşerelerin anormal çoğalması ekolojik dengenin bozulmasının bir işaretidir.
Haşereler kendi popülasyonunu kendileri dengelerler, ne soyları yok olacak kadar azalır, nede epidemi yapacak kadar çoğalırlar. Haşereler, birbirlerini, yumurtalarını, larvalarını, bakterileri, mantarları ve diğer mikroorganizmaları yiyerek; Mikroorganizmalar da haşereleri ve birbirlerini  yiyerek ekolojik dengeyi sağlarlar. Tek ve çok hücreli tüm organizmaların doğada belli görevleri vardır.
Burada önemli olan, haşereleri istenmeyen alanlardan uzak tutarak, haşere sorununu çözmektir.
Haşere sorunu, gelişigüzel ilaçlarla gelişigüzel alanları ilaçlamakla çözülemez, tam tersine bilinçsiz ilaçlama haşerelerin çoğalmasına neden olur. Örneğin, son yıllarda kenelerin hızla çoğalmasının en büyük nedeni bilinçsiz ilaçlamadan kaynaklanmaktadır. Bilinçsiz ilaçlama hem kenelerin daha çok yumurta bırakmalarına ve hemde doğanın ekolojik dengesini sağlayan birçok haşerenin yanısıra, karıncaların da yok olmasına neden olmaktadır. Karıncalar haşere popülasyonunu dengeleyen çok önemli varlıklardır. Her bir karınca kolonisi günde 30 bin haşereyi yiyerek yok eder.
 
Sağlıgınız için lütfen araştırınız:
Haşere ilacından çıkan, ısı buharını, soluduğumuz havaya aralıksız yayan, likid veya tablet şeklindeki elektrikli sivrisinek ilaçlarını, özellikle kapalı alanlarda bilinçsizce kullanmamalıyız.

Bazı vatandaşlarımız maalesef haşere ilacı alırken seçici ve araştırmacı olmuyorlar. Halbuki haşere ilaçları Dünyamızın sağlığı, kendi sağlıgımız ve gelecek nesillerimizin sağlığı için son derece önem arzetmektedirler.
Herhangi bir haşere ilacının etiketini okuduğunuzda takr. %1 civarlarına etken madde olduğunu yazar. Ama geri kalan %99 un ne olduğu her zaman yazılmıyor.
Örneğin 300 gr. lık bir Aerosol haşere ilacının içersinde tahminen 1-2 gr. etken madde, tahminen 150 gr. Solent ve çözücüler ve geri kalan takribi 148 gr. ise itici gazdan ibarettir. Yani bir gram etken maddeyi püskürtmek i
çin yaklaşık 300 gram zararlı maddeyi atmosfere yayıyoruz.

Dünyamızda hergün kullanılan milyonlarca Aerosol Haşere ilacı ile ne kadar solvent ve itici gazın atmosfere püskürtüldüğünü hiç düşündünüzmü?

İnternet çağında bilgilere ulaşmak artık çok kolay. Bu imkanları iyi değerlendirerek haşere ilaçlarını kendimiz, sevdiklerimiz ve çevremizin sağlıgı için bilinçli kullanmalıyız.